Ana Senaryo
1. sayfa
Bu o kadar eski bir hikayedir ki ne bilindik destanlarda rastlanır, ne de bir bilen kalmıştır. Su çeyreğinin en ihtişamlı, en özel diyarı Karayyil' in en parlak zamanıydı. Su boyutunda huzur dolu, barış içinde güzel bir ırkın rüyalardan daha güzel gezegeni Karayyil' in devriydi devir. Ne diğer boyutlardaki çekişmelerden ne yapılan savaşlardan haberleri vardı. Karayyil' de hiç savaş yaşanmamıştı, hiç kimse kimsenin kötülüğünü düşünmezdi. Saflık vardı özlerinde içinde bulundukları boyut gibi.
Ta ki efendi büyüyü icat edip Karaylara öğretene kadar. Gökten efendinin masrifleri Karayyil' e indiğinde Karayların karanlık günleri büyü ile başladı. Hiçbir diyar sihir nedir bilmezken onlar büyüyü öğrendiler. İbadetleri, duaları herşeyleri büyü oldu. Karaylar büyüyü kendilerine verilen mükemmel bir armağan olarak görüp efendiye minnettar oldular. Bu minnettarlık uzun yıllar ve belkide bizim anlayabileceğimizden daha uzun yıllar devam etti. Derken nefisleri uyandı. Bir zamanlar özlerinde masumiyet olan Karaylar giderek kötü niyetler beslemeye başladılar. Duyguları, düşünceleri, hazları değişti. Kalpleri ışığını kaybetti. En büyük düşmanlarının kendi nefisleri olduğunun farkında değillerdi. Bilmiyorlardı ki onlar büyü yaptıkça kendilerinden kaybedip efendiye güç kazandırıyorlardı.
Bazıları büyünün kötülük yaydığını anlayıp büyüden vazgeçerek yapılmasını önlemeye çalıştı. Bazıları ise çoktan büyüye nefislerini, benliklerini teslim etmişti. Bir noktada uzlaşma sağlanamadığı görülünce Karayyil' de ilk kez savaş başladı. Ama bu topluluk